23 Şubat 2011 Çarşamba
Ben de Kimim?
Karakterimde var olan veya aile gelenekleriyle empoze edilerek edinilmiş temel bazı özelliklerim var elbette ki bunlarla gurur duyarım ama bu temel özelliklerim dışında zamanla değişen de birçok fikrim var.
Tanıdığım yaşlı bir bayan, yirmili yaşlarımın başında takındığım katı tutuma bakarak bana, “bu yaşlarda bu kadar sert kararlar alman çok normal. Ama zaman senin sivri köşelerini hep törpüleyecek ve yaşlandığında bir pamuk topu olacaksın” demişti.
Zaman birçok tabumuzu yıkmak için ağır toplarını kullanıyor ama yıkamadığı daha çok duvarım var. Buna rağmen bile öğrettikleri benim duvarlarımı yıkmasa bile alçaltmama sebep olduğu aşikar değil mi?
En basiti artık insanları yargılamıyorum, benim gibi düşünmedikleri için öfkelenmiyorum, tercihlere hatta tercihleri yüzünden bana verdikleri acılara saygı duyuyorum. Empati yapmayı öğrendim artık. Olayların sadece bir açısı olmadığını, içinde kötülük beslese bile herkesin kendi açısından haklı olduğunu öğrendim. Hazmetmeyi öğrendim. Boşver demeyi öğrendim. Bir pire için yorgan yakmamayı, sinirlendiğimde gidip ağızlarını burunlarını kırmamayı öğrendim.
Ben ne yaparsam yapayım dünya dönüyor ve bende bu dönekliklerin içinde benim için yazılmış olan rolü oynuyorum. Hepsi bu.
Bilgen,haladimdikayakta
25 Ocak 2011 Salı
Yaşlanıyorum
Bu haftayı da atlatırım da, öbür hafta epey sıkıntılı olur benim için. İçim daralır, oflarım, kabullenemem bir yılın daha hayatımdan gidiyor olduğunu ama sonra o gün gelir.
Sabah hüzünle kalkarım yataktan. Sürünerek işe giderim. Kimseye selam sabah vermem. Kabullenemem yeni yaşımı. Sabah kahvemi içerim. O sırada günün ilk çiçeği gelir. Yüzüm biraz güler. Sonra facebooktan tebrikleri okurum. “İyi bari, öldüğümüzde cenazemiz kalabalık olacak” diye düşünürüm.
Sonra ikinci çiçek gelir. Keyfim biraz daha düzelir. Dostlar da aramaya başladığında iyicene keyiflenirim. Ohhh, derim iyi ki doğdum.
Ardından Nil Karaibrahimgil’in “İyi ki doğdum” şarkısını açarım. Bir enerji dolar içime.
İyi ki doğdum
Ne güzel bir kadın oldum
Erkekler hep peşimde
Ama aklım işimde
Sınırı zorluyorum
Artık akşama da nerde nasıl kutlarız bilmem.
Vay be, 14 gün kaldı.
Bilgen,yaşlanıyorum
22 Ocak 2011 Cumartesi
Büyüdüm
Bazı şıkları hiç bitiremiyorum. Uzadıkça uzuyor, sıkıntısı büyüdükçe büyüyor. Daralıyorum. Bazen bu liste hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor ya da bittiğinde acaba hayat mı bitecek?
Sanırım zorluklarla savaşabilen bir yapıp yok ki benim, listem uzadığı zaman kaçıp gidesim geliyor. Küçük bir sahil kasabasına yerleşip, bahçeden ektiklerimle geçinmek, akşamları çayım çekirdeğim ile televizyon karşısına geçip asla yaşayamayacağım hayatları anlatan dizileri seyretmek istiyorum.
Sahil kasabası özlemi duymaya başlamışsam eğer büyümüşümdür di mi?
Büyümek istemiyorum ki…
Bilgen,dana
29 Aralık 2010 Çarşamba
2011 Duası
Sevgili kuzenimin dediği gibi, dua ederken dikkatli ol ve detay ver.
İşte 2011 duam;
Ailemden ve çocuklarımdan çok memnunum, onlara bişey olmasın lütfen.
Şu göbeğim sağlıklı bir diyet ve sorunsuz bir şekilde erisin, normal insan kilosuna inebileyim.
Maddi sıkıntılar bitsin artık. Bitme şeklide lütfen helal ve yasalara uygun bir şekilde olsun.
Maneviyata daha fazla zaman ayırabileceğim bir yaşantım olsun. Erenlere karışayım demiyorum ama Allah şu kalbimin kapılarını biraz daha kendi tarafına doğru açsa acaip sevineceğim.
Bir de tüm bu güzellikleri ve yeri geldiğinde sıkıntıları paylaşabileceğim bir sevdiğim olsun. Gözü benden başkasını görmeyen, üstüme titreyen, omzunda huzur bulabileceğim, elini masaya vurdu mu korkacağım, yaptığı her şeyin arkasında gözümü kırpmadan durabileceğim ve her zaman arkamda olduğunu bileceğim, işte benim öbür yarım diyebileceğim bir sevgilim olsun.
Gerçekten bir mucizeye ihtiyacım var di mi?
Ey güzel Allah’ım bir mucize ya, nedir ki senin için!!!
Umarım hepimizin dilekleri kabul olur ve hepimiz için süper bir yıl olur.
Bilgen,çarpılmadansussamiyiolacak
3 Aralık 2010 Cuma
Eyy Aşk Nerdesin
Yirmili yaşlarda yaşadıklarımızı şuan aşk diye tanımlayamıyorum. Daha ben kendimi sevmezken, kendi huyumu suyumu bilmezken, karakterimi nereye oturtacağıma karar veremeyip, bir de sürekli kendimi ispatlamaya çalışırken o yaşadıklarım aşk olamaz herhalde.
Elbette hissedilenler yoğun duygulardı. o heyecanlar, tutkular, hayaller.
Kesinlikle tutkuydu o yaşananlar. Hayallerimize sarılmış tutkular. Hayallerimize esir olmuş duygulardı.
Oysa şimdi, her şey yerli yerine oturmuş. Karakterin, işin, hayatın, duyguların. Hayal kurmaman gerektiğini bilecek kadar hayal kırıklığı yaşamışsın. Artık karşısındakinden ne beklediğini biliyorsun, ona neler verebileceğini biliyorsun ve en önemlisi hala sabaha kadar dans edebilecek enerjin var.(ki sadece hafta sonuna yetse de)
Evet kesinlikle otuzlu yaşlar aşk yaşı. DOyasıya yaşanabilecek, hayatın tadını doya doya çıkarabileceğin yaşlar.
Eee hadi o zaman yaşayalım!!!
Ama otuzlu yaşların %80 ni evli, %10 ise kendini bir ilişkiye bırakamayacak kadar çok acı çekmiş, diğer %10 ahh siz adamı öldürürsünüz.
Kalbiniz aşk
Cebiniz para dolu olsun.
Hayırlı cumalar,
Bilgen,gerginim.
12 Kasım 2010 Cuma
Bayram - Seyran
Zaman ne çabuk akıp gidiyor. Daha şeker bayramında ikram edilen baklavaların dışında, tepsiden aşırdıklarımı bile eritemeden Kurban Bayramı geldi.
Aslında bayramdır sürekli geliyor nasıl olsa, diye düşünüp, üstün irademe sahip olup, pilav-kavurma ya da ekmek arası kavurmadan birini tercih etmem gerekmekte. Ama ey hat, ikisinin de tadı başka, damakta bıraktığı lezzet başka, midede oluşturduğu şişkinlik başka.
Asıl güzel olan ise, mideyi tıka basa doldurduktan sonra, üzerine de iki adet baklava dilimi yuvarlayıp, çay olana kadar biraz uyumak. Ama ne mümkün!!! Bu dediğimi yapabilmeniz için ya erkek olmanız lazım ya da yaşlı bir bayan.
Yemekten sonra sofra topla, mutfağı toparla, çay koy, diğer ıvır zıvır işlerle uğraşmak yerine, “elinize sağlık” deyip arkama bakmadan sofradan kalkıp, uyku pozisyonuna geçebilecek kadar yaşlandığım yaşlarımı görür müyüm bilmem ama bu kadın erkek eşitsizliğinden bir gün çatladığımı herkes görecek kesin.
Bak mübarek günler geliyor ve benim feminist duygularım kabardı olur olmaz.
Pazartesi günü de çalışacak olanlar bu mesajı dikkate almasın, yeniden göndereceğim ama bugün itibari ile tatile çıkan o şanslı gurubun bayramını en içten dileklerimle kutlar, kalbimin en derin yerlerindeki haset duygularımla nazar değdiririm.
Yola çıkacaklara iyi yolculuklar
Burada kalacaklara güzel havalar
Ve hepimize hayırlı bayramlar dilerim.
Bilgen,kıskanççç
5 Kasım 2010 Cuma
Bir Ben Miyim Manyak?
Cidden burnuma dayanmış yeşil, soğuk soda şişesi ile irkildim. Uykuya doyamamış gözlerim açılmamak için direnirken, şişenin arkasında Ahmet’i fark ettim.
Bizler 1980’lerdeki korku filmlerini izleyerek büyümüş bir nesil olduğumuzdan, karıncadan (Dev Karıncalar), arıdan (Katil arılar), kuştan (Kuşlar), oyuncak bebekten(Chucky) ve gözünü açınca yatağının dibinde ifadesiz bir suratla duran çocuklardan korkarız. Doğal olarak Ahmet’i fark edince zıpladım. Tabi benim zıplamamı Ahmet uyanmak olarak algıladı ve “Anne, al bu senin” dedi. (Dün gece onları uyuturken soda içmiştim ve şişeyi de odalarında bırakmıştım.)
Bizler maalesef RTÜK’e ve “aman çocuğun psikolojisine dikkat edelim” dönemine yetişemediğimizden, anneanne, babaanne ve muhtelif teyze,hala gurubunun anlattığı biraz dini içerikli korku dolu hikayeler, cadılı masallar ve çocuklara seyrettirilmemesi gereken korku filmleri ile büyüdük. Şuan doğal olarak geçmişin acısı çıkıyor.
Kim ne derse desin, Kuşlar filminde martının kızın elindeki sandviçi almak için kızı gagalamasından sonra hiçbir Allah’ın kulu bana kuşları sevdiremez. Ya da her korku filminde küçük çocuk anne ve babasının yatağına gece vakti gelip, ifadesiz suratı ile kendisine sarılmaya çalışan annesini bıçakladığını seyrettikten sonra, sabaha karşı yanıma gelen Ahmet’e de kuşku ile bakarım.
İşte bu sebepledir ki, psikolojinin, bilinçaltının karşısında saygı ile eğiliyorum.
Cumanız hayırlı, günleriniz korkusuz olsun.
Bilgen, kimnormalki
www.thesutlunuriye.blogspot.com