Burger King’e aşığım.
Türkiye’ye ilk geldiği günden beri en büyük hayranıyımdır. Aşkımız önceliği çikınroyal seçeneği ile başladı. Daha sonraları vupır cezp etti beni. Bu aralar ki favorim sitikhauz menü.
Burger King, ilk salata eklediğinde menüsüne ne çok gülmüştüm. Kim Burger King’e gidip salata yer ki?
Peki bu önümdeki ne?
Bir kase yeşillik duruyor önümde. Şube müdürüm İsmail en masum gülümsemesi ile “bakın size üç çeşit salata sosu aldım. Hangisini isterseniz” dedi. İsmail’in gırtlağını sıktığım an canlandı gözümde birden. Üç çeşit sos almış. Allah’ım yaa, sabır güzel Allah’ım. Allah’ın otuna ne sos dökersen dök, Allah’ın otu işte!!!
Eyy güzel Allah’ım, beni birçok kereler yaptıklarınla, büyük lokma ye büyük söz söyleme diye terbiye etmedin mi? Neden Burger King salata yaptığında güldüm diye beni bu adamların salatalarına muhtaç ederek cezalandırıyorsun?
Amin
Amin
Amin
Bilgen,gazapüzümleri
Not: Ben salatayı yemeğe çalışırken salatama patates kızartması atarak beni taciz eden zat-ı muhterem, intikam günü gelecek. Haaa haaa haaaa
11 Haziran 2009 Perşembe
DİYETTE MİYİM, OLAMAZZ OLAMAZZZZ 1
Sabah uyandığımda, güneş odamın penceresinden yatağıma süzülürken güzel bir aydınlık akıp gidiyordu odada.
Çok keyifli uyandım. Neşem yerindeydi. Yatakta biraz gerindim. Dün yedim çin yemeği, üzerine bir dostum sohbeti ile lezzetlendirdiğim çizkek-kahve saati ve akşam yine çok eski bir dostum ile paylaştığım geçmişin güzellikleri yanında Num Num’dan kocaman bir hamburger ve bir sepet patates kızartmasının verdiği tokluğu hissediyordum.
Şarkılar söyleyerek kalktım, giyindim ve işe gittim. Sevgili asistanım her zamanki gülümseyen sesi ile, sandviçimin geldiğini söyledi.
Ama yiyemem ki…
Aman Allah’ım ben diyetteyim…
Masamın üzerinde kuzu gibi yatan sandviçime baktım. Derin bir nefes aldım. Kararlıyım, zayıflıcam, podyumlara geri döneceğim. Zerrin Hanım’ın verdiği zarfı çıkardım. 11:30 arasında yemem için bana “100 gr yaban mersini, 100 gr ceviz, 100 gr kuru dut ve 100 gr kara üzümü iyicene karıştırt, daha sonra 50 gr lık poşetlere koydurt. Her gün bu 50 gr yemelisin” tarifini vermişti ve sevgili dış işler asistanım Armağan’a tarifi verdim.
Klinikte ve kafedeki herkes, yanımda olduklarını anlatmak istercesine, diyetimle ilgili sorular sordular. Diyet listemi çoğaltıp buzdolabını üstüne astılar ki, hani gözlerinden kaçıp da ekstra bir şey yemeyeyim.
Hata mı ediyorum Allah’ım dedim, korkunç diyet günleri beni mi bekliyor!!!
Bilgen,oyyyoyy
Çok keyifli uyandım. Neşem yerindeydi. Yatakta biraz gerindim. Dün yedim çin yemeği, üzerine bir dostum sohbeti ile lezzetlendirdiğim çizkek-kahve saati ve akşam yine çok eski bir dostum ile paylaştığım geçmişin güzellikleri yanında Num Num’dan kocaman bir hamburger ve bir sepet patates kızartmasının verdiği tokluğu hissediyordum.
Şarkılar söyleyerek kalktım, giyindim ve işe gittim. Sevgili asistanım her zamanki gülümseyen sesi ile, sandviçimin geldiğini söyledi.
Ama yiyemem ki…
Aman Allah’ım ben diyetteyim…
Masamın üzerinde kuzu gibi yatan sandviçime baktım. Derin bir nefes aldım. Kararlıyım, zayıflıcam, podyumlara geri döneceğim. Zerrin Hanım’ın verdiği zarfı çıkardım. 11:30 arasında yemem için bana “100 gr yaban mersini, 100 gr ceviz, 100 gr kuru dut ve 100 gr kara üzümü iyicene karıştırt, daha sonra 50 gr lık poşetlere koydurt. Her gün bu 50 gr yemelisin” tarifini vermişti ve sevgili dış işler asistanım Armağan’a tarifi verdim.
Klinikte ve kafedeki herkes, yanımda olduklarını anlatmak istercesine, diyetimle ilgili sorular sordular. Diyet listemi çoğaltıp buzdolabını üstüne astılar ki, hani gözlerinden kaçıp da ekstra bir şey yemeyeyim.
Hata mı ediyorum Allah’ım dedim, korkunç diyet günleri beni mi bekliyor!!!
Bilgen,oyyyoyy
9 Haziran 2009 Salı
Allah'ım Zayıflıyor Muyum Yoksa? (Yok Canım Daha Neler) Yazı Dizisi 4
“Ama” dedim, “Bugün Çin yemeği yiyebilirim değil mi?”
Yine bir anne sevecenliği ile gülümsedi. “Elbette” dedi
Elimde ölüm listesi ile yanından ayrıldım. Zaten tüm evrakları bir zarfa koymuştu. Zarfı arabanın bagajına attım.
Profesyonel olarak 20 yıldır şişmanım. Bu 20 yılın her gününde illa birileri kilolarla ilgili bir şeyler söyledi bana. 70 kiloyken de birkaç kilo fazlan var diyorlardı, 85 kilo iken de laf sokuyorlardı. Şimdi 136 kiloyum. İnsanlar hâlâ konuşuyorlar. Sürekli bana akıl veriyorlar. Yok cevizin perdesini kaynat iç, yok maydanoz ye, yok şu yok bu.
Kardeşim ben 136 kiloyum. Öyle cevizle maydanozla olmaz böyle şeyler, salak mısınız siz, diye bağırmak istiyorum bazen insanların yüzüne. Bazen insanlar bana baktıklarında gö..mü değil de gözlerimin rengini görsünler istiyorum. Benimle kilo ile ilgili değil, edebiyatla ilgili, sanatla ilgili, hayatla ilgili konuşsunlar istiyorum.
Zerrin Hanım “herkes her şeye karışır tatlım, o yüzden sakın kimseye diyet yaptığını söyleme” dedi. Ama ben şuan hepinize söylüyorum. Ben dahil herkesin içi rahat olsun, artık zayıflamaya karar verdim. Bu kararı ben verdim. Ben istiyorum. Birileri söyledi diye değil. Laf soktukları için değil. Bu sefer ben istiyorum ve Allah nasip ederse de başaracağım.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Bilgen,içimacıyor
Yine bir anne sevecenliği ile gülümsedi. “Elbette” dedi
Elimde ölüm listesi ile yanından ayrıldım. Zaten tüm evrakları bir zarfa koymuştu. Zarfı arabanın bagajına attım.
Profesyonel olarak 20 yıldır şişmanım. Bu 20 yılın her gününde illa birileri kilolarla ilgili bir şeyler söyledi bana. 70 kiloyken de birkaç kilo fazlan var diyorlardı, 85 kilo iken de laf sokuyorlardı. Şimdi 136 kiloyum. İnsanlar hâlâ konuşuyorlar. Sürekli bana akıl veriyorlar. Yok cevizin perdesini kaynat iç, yok maydanoz ye, yok şu yok bu.
Kardeşim ben 136 kiloyum. Öyle cevizle maydanozla olmaz böyle şeyler, salak mısınız siz, diye bağırmak istiyorum bazen insanların yüzüne. Bazen insanlar bana baktıklarında gö..mü değil de gözlerimin rengini görsünler istiyorum. Benimle kilo ile ilgili değil, edebiyatla ilgili, sanatla ilgili, hayatla ilgili konuşsunlar istiyorum.
Zerrin Hanım “herkes her şeye karışır tatlım, o yüzden sakın kimseye diyet yaptığını söyleme” dedi. Ama ben şuan hepinize söylüyorum. Ben dahil herkesin içi rahat olsun, artık zayıflamaya karar verdim. Bu kararı ben verdim. Ben istiyorum. Birileri söyledi diye değil. Laf soktukları için değil. Bu sefer ben istiyorum ve Allah nasip ederse de başaracağım.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
Bilgen,içimacıyor
Allah'ım Zayıflıyor Muyum Yoksa? (Yok Canım Daha Neler) Yazı Dizisi 3
Zerrin Hanım, makûs kaderime razı oluşumu anlamış olmalı ki, birden sevgi dolu maskesini çıkardı ve bana listeyi vermeye başladı.
“Sabah 4 dilim ekmek ama beyaz ekmek olmayacak” dedi.
“Beyaz ekmek yiyim ama 2 dilim yiyim” dedim.
Birden bakışlarımız çarpıştı. Sandığı kadar da zavallı ve bilgisiz olmadığımı anladı. Verdiği her şeyde muhakkak pazarlık yapacağımı, hemen teslim olmayacağımı hissettirmek için masasına doğru eğildim. O bu eğilişimdeki direnci görünce, omuzlarını dikleştirdi. Gözleriyle bana “el mi yaman bey mi yaman” dedi.
Ben güçlü kadınlardan korkarım. Gücü gördüm mü bir adım geride durur, boyun eğerim ta ki zayıf noktalarını yakalayana kadar.
Sustum, geri adım attım, kabullendim. Elbet bir yerde bir açık verecekti ve o an geldiğinde ben de “şah mat” diyecektim.
Sabah-öğle-akşam ana öğünlerinde biraz mızırdandım.
Ara öğünlerde biraz daha tatmin edici davrandı.
Ama listede tatlı yoktu.
TATLI YOK.
Her şeyi kabullenebilirdim ama bunu asla.
“Tatlı yok bu listede” dedim.
Ben de güçlü bir kadın olduğumdan ve o da zeki bir kadın olduğundan, birkaç saniye sessizliğimiz sürdü. Derin nefes alışlarımız yeni bir savaşın başlayacağının habercisiydi. Ben geri adım atmama konusunda kararlıydım, o ise tatlı vermeme konusunda.
“100 gr diyet dondurma veriyorum akşamları” dedi, “2 porsiyonda meyve”
“Şaka yapıyorsunuz herhalde” diye önce ılık bir sesle başladım cümleme, “dondurma tatlı sayılmaz ki” diye soğuk bir sesle bitirdim.
Gözlerinde birkaç saniyeliğine eğer direnirse beni kaybedeceği endişesini gördüm. İşte zayıf an buydu ve ben buradan galip çıkarsam çıkarım yoksa yanarım dedim kendi kendime.
“Bu listeye uymamı beklemiyorsunuz değil mi, adam gibi tatlı verecekseniz verin. Yoksa ben kalkıp giderim” dedim.
Gözlerinde bir şimşek çaktı. “sana yar etmem o tatlıları” der gibi baktı bana.
“Tamam, öğle yemeğinden sonra bir kâse de diyet puding veriyorum”, tam itiraz edecektim ki, “beğenmezsen gidersin” bakışı attı.
Birkaç saniye düşündüm. Ya bu kadının dediklerini yapacağım ve kışa çizme giyebileceğim, yada gene cayacağım ve yaza artık mayo bile bulamayacağım kendime.
İlk defa ne kadar uzun zamandır çizme giymediğimi fark ettim…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
“Sabah 4 dilim ekmek ama beyaz ekmek olmayacak” dedi.
“Beyaz ekmek yiyim ama 2 dilim yiyim” dedim.
Birden bakışlarımız çarpıştı. Sandığı kadar da zavallı ve bilgisiz olmadığımı anladı. Verdiği her şeyde muhakkak pazarlık yapacağımı, hemen teslim olmayacağımı hissettirmek için masasına doğru eğildim. O bu eğilişimdeki direnci görünce, omuzlarını dikleştirdi. Gözleriyle bana “el mi yaman bey mi yaman” dedi.
Ben güçlü kadınlardan korkarım. Gücü gördüm mü bir adım geride durur, boyun eğerim ta ki zayıf noktalarını yakalayana kadar.
Sustum, geri adım attım, kabullendim. Elbet bir yerde bir açık verecekti ve o an geldiğinde ben de “şah mat” diyecektim.
Sabah-öğle-akşam ana öğünlerinde biraz mızırdandım.
Ara öğünlerde biraz daha tatmin edici davrandı.
Ama listede tatlı yoktu.
TATLI YOK.
Her şeyi kabullenebilirdim ama bunu asla.
“Tatlı yok bu listede” dedim.
Ben de güçlü bir kadın olduğumdan ve o da zeki bir kadın olduğundan, birkaç saniye sessizliğimiz sürdü. Derin nefes alışlarımız yeni bir savaşın başlayacağının habercisiydi. Ben geri adım atmama konusunda kararlıydım, o ise tatlı vermeme konusunda.
“100 gr diyet dondurma veriyorum akşamları” dedi, “2 porsiyonda meyve”
“Şaka yapıyorsunuz herhalde” diye önce ılık bir sesle başladım cümleme, “dondurma tatlı sayılmaz ki” diye soğuk bir sesle bitirdim.
Gözlerinde birkaç saniyeliğine eğer direnirse beni kaybedeceği endişesini gördüm. İşte zayıf an buydu ve ben buradan galip çıkarsam çıkarım yoksa yanarım dedim kendi kendime.
“Bu listeye uymamı beklemiyorsunuz değil mi, adam gibi tatlı verecekseniz verin. Yoksa ben kalkıp giderim” dedim.
Gözlerinde bir şimşek çaktı. “sana yar etmem o tatlıları” der gibi baktı bana.
“Tamam, öğle yemeğinden sonra bir kâse de diyet puding veriyorum”, tam itiraz edecektim ki, “beğenmezsen gidersin” bakışı attı.
Birkaç saniye düşündüm. Ya bu kadının dediklerini yapacağım ve kışa çizme giyebileceğim, yada gene cayacağım ve yaza artık mayo bile bulamayacağım kendime.
İlk defa ne kadar uzun zamandır çizme giymediğimi fark ettim…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
5 Haziran 2009 Cuma
Allah'ım Zayıflıyor Muyum Yoksa? (Yok Canım Daha Neler) Yazı Dizisi 2
Zerrin Hanım’ın odasına girdiğimde elimde olmadan bir pozitif elektrik hissettim. Ama etkilenmemek için duymazlıktan geldim.
Zerrin Hanım, bir anne sevecenliği ve bir genç kızın coşkusu ile bana ameliyat olmadan da biraz dayanarak zayıflayabileceğimi anlattı.
- Yaparız değil mi Bilgencim? Dedi.
Ben “diyet ve sabırla” zayıflama isteği içerisinde olmadığımdan karşımdaki kadının sevgi dolu yardım mesajını duymazlıktan gelmek için duvarlara filan baktım durdum ama bu kadında şeytan tüyü mü vardır nedir, içim ısındı. Konuşmasının ilerleyen aşamalarında kocaman bir gülümseme yüzüme, bir umut ışığı da kalbime doğdu.
- Tamam, dedim. Yapalım bu işi.
İkimizde sevinç içinde gülümsedik birbirimize.
Gözümün önünde birden 60 kilo ile bembeyaz bir elbise giyip, kırlarda koştuğum sahne geldi. Yüzümde o aptal gülümseme, başımda papatyalardan taç, ellerimi otlara değdire değdire koşuyorum.
Tamam, yapalım bu işi, dedim ve bekledim ki hemen başlayacağız. Bana 12 gün sonraya gün verdiler.
Tıp merkezinden çıktığımda “yaşasın” dedim kendi kendime “daha 12 gün özgürüüümm”.
Güzel günler çabuk geçer ya, bu 12 gün Japonya’da hızlı trenler gibi hızla akıp geçti. Halbuki benim daha yemeği arzu ettiğim kalorili ne çok yemek vardı.
12 gün sonra, Zerrin Hanım’ın odasında oturdum ve makus kaderime razı şekilde boynumu büküp oturdum…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
Zerrin Hanım, bir anne sevecenliği ve bir genç kızın coşkusu ile bana ameliyat olmadan da biraz dayanarak zayıflayabileceğimi anlattı.
- Yaparız değil mi Bilgencim? Dedi.
Ben “diyet ve sabırla” zayıflama isteği içerisinde olmadığımdan karşımdaki kadının sevgi dolu yardım mesajını duymazlıktan gelmek için duvarlara filan baktım durdum ama bu kadında şeytan tüyü mü vardır nedir, içim ısındı. Konuşmasının ilerleyen aşamalarında kocaman bir gülümseme yüzüme, bir umut ışığı da kalbime doğdu.
- Tamam, dedim. Yapalım bu işi.
İkimizde sevinç içinde gülümsedik birbirimize.
Gözümün önünde birden 60 kilo ile bembeyaz bir elbise giyip, kırlarda koştuğum sahne geldi. Yüzümde o aptal gülümseme, başımda papatyalardan taç, ellerimi otlara değdire değdire koşuyorum.
Tamam, yapalım bu işi, dedim ve bekledim ki hemen başlayacağız. Bana 12 gün sonraya gün verdiler.
Tıp merkezinden çıktığımda “yaşasın” dedim kendi kendime “daha 12 gün özgürüüümm”.
Güzel günler çabuk geçer ya, bu 12 gün Japonya’da hızlı trenler gibi hızla akıp geçti. Halbuki benim daha yemeği arzu ettiğim kalorili ne çok yemek vardı.
12 gün sonra, Zerrin Hanım’ın odasında oturdum ve makus kaderime razı şekilde boynumu büküp oturdum…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
4 Haziran 2009 Perşembe
Allah'ım Zayıflıyor Muyum Yoksa? (Yok Canım Daha Neler) Yazı Dizisi 1
Baktım ki bendeki kilolar 3 haneleri artık ciddi zorlar oldu, bir şey yapmak lazım dedim kendi kendime. Zaten yılbaşı listemde de vardı bu sene zayıflamak, çare aramaya başladım.
Eskiden olsa hemen bir spor salonuna yazılır veya diyetisyene filan giderdim. Artık akıllandım. Spor salonlarının hikâye olduğunu, diyetisyenlerin ise sadece 3 ay gidilen ve söyledikleri asla yapılmayan kişiler olduğunu öğrendim tecrübelerimle.
Ee peki ne yapacağız? Ameliyat. Süper çözüm. Mideme ya bant takacaklar ya da dikecekler yicem yicem ama hep zayıf kalıcam.
İşte bu niyetle, Dr.Murat’ın karşısına oturdum. Yaş olarak belki benden biraz büyük, sevimli bir cerrah Murat. Önce beni bir saat kadar konuşturduktan sonra
- Ben ameliyat olmak istiyorum diyen herkesi ameliyat edemeyiz ki. Dedi.
Yok efendim ben ne tür bir şişmanmışım, ne tür besleniyormuşum, hangi diyetleri uygulamışımda kilo verememişim vs vs vs. Sabırla dinledim kendisini. Konuşmanın sonunda anladım ki bu tatlı genç doktor beni ameliyat etmeyecek. Boynumu büktüm ve
- Peki ne yapacağız, dedim.
Önce beslenme uzmanı ile çalışacakmışım birkaç ay. Beslenme uzmanının vereceği rapora göre ameliyat edip etmeyeceklerine karar vereceklermiş. Makûs kaderime razı geldim. 20 yıldır profesyonel olarak şişmanım, her yolu denedim. Ama işte bütün yollar Roma’ya çıkar misali, tüm yollarım illa “dengeli beslen” diyen diyetisyen/beslenme uzmanı arkadaşlara çıkıyor.
Kader ağlarını yavaşça ördü hayatımda ve Murat Bey beni Zerrin Hanım’la tanıştırdı…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
Eskiden olsa hemen bir spor salonuna yazılır veya diyetisyene filan giderdim. Artık akıllandım. Spor salonlarının hikâye olduğunu, diyetisyenlerin ise sadece 3 ay gidilen ve söyledikleri asla yapılmayan kişiler olduğunu öğrendim tecrübelerimle.
Ee peki ne yapacağız? Ameliyat. Süper çözüm. Mideme ya bant takacaklar ya da dikecekler yicem yicem ama hep zayıf kalıcam.
İşte bu niyetle, Dr.Murat’ın karşısına oturdum. Yaş olarak belki benden biraz büyük, sevimli bir cerrah Murat. Önce beni bir saat kadar konuşturduktan sonra
- Ben ameliyat olmak istiyorum diyen herkesi ameliyat edemeyiz ki. Dedi.
Yok efendim ben ne tür bir şişmanmışım, ne tür besleniyormuşum, hangi diyetleri uygulamışımda kilo verememişim vs vs vs. Sabırla dinledim kendisini. Konuşmanın sonunda anladım ki bu tatlı genç doktor beni ameliyat etmeyecek. Boynumu büktüm ve
- Peki ne yapacağız, dedim.
Önce beslenme uzmanı ile çalışacakmışım birkaç ay. Beslenme uzmanının vereceği rapora göre ameliyat edip etmeyeceklerine karar vereceklermiş. Makûs kaderime razı geldim. 20 yıldır profesyonel olarak şişmanım, her yolu denedim. Ama işte bütün yollar Roma’ya çıkar misali, tüm yollarım illa “dengeli beslen” diyen diyetisyen/beslenme uzmanı arkadaşlara çıkıyor.
Kader ağlarını yavaşça ördü hayatımda ve Murat Bey beni Zerrin Hanım’la tanıştırdı…
TO BE CONTIUNED…
Bilgen,şişmanamagüzel
2 Haziran 2009 Salı
HALAYIN GİZLİ KURALLARI
Düğünleri çok seviyorum.
O curcunayı, koşuşturmayı, gerginliği, altın takma merasimini ama en çok halay-üçayak-horon gibi kol kola girilerek bir adım dans (!) etmeyi seviyorum.
Belki hiçbir zaman bir araya gelmeyecek bir sürü değişik özelliklerdeki insan el ele tutuşup veya kol kala girerek uygun adımlarla sağa doğru dönerekten hareket ediyorlar.
Önce yavaş yavaş başlıyor adımlar. İki tur dönüldüğünde katılımcı sayısı birden iki katına çıkıyor. İyicene sıkışıyor insanlar, daha bir sokuluyorlar birbirlerine. Kimse bir şey konuşmadan hatta birbirinin yüzüne bile bakmadan, hemen başka bir gurup büyük insan zincirinden sıyrılıp ortaya geçiyor ve kendi zincirlerini oluşturup oynamaya başlıyorlar. Sanki gizli bir kural varmış gibi, dış halkadan kimse içeridekine katılmıyor.
Müzik hızlanıyor. İç halkadakiler ki bunlar genellikle 16-30 yaş arası herkesin küçük bir açı ile öne attıkları adımlarını illa bir başka atraksiyon ekleyip daha geniş bir açı ile atan beyler, daha bir hızlanıyorlar. Daha da hızlandığında müzik, artık bu ortadaki beyler uçuyorlar.
Dış halkada ise durum daha keyifli. Önce şişko abla ve ağabeyler pes ediyor. Daha sonra topuklu ayakkabılılar, ardından tesettürlü ablalar ve yavaş yavaş ise yorulanlar ayrılıyor.
Ayrılmakta bir törenle oluyor. Kimse “ayy yoruldum” deyip, bırakıp çıkmaz. Çıkacağı zaman sağındaki ile solundakinin ellerini ortada birleştirir. Yerinin emin ellerde olup olmadığına bakar ve bırakır. Ama bu bahsettiğim tamamen güdüsel olarak 2 saniyede olur.
Düğünler güzeldir.
Telaşı güzeldir.
Gelin olmak güzeldir.
Hele benim organize ettiğim düğünler çok daha güzeldir.
Allah herkese en az bir kere (ki daha çok olmasında mahsur yok) gelinlik giymeyi nasip etsin.
Bilgen,doktordayımbeklemektensıkıldım
O curcunayı, koşuşturmayı, gerginliği, altın takma merasimini ama en çok halay-üçayak-horon gibi kol kola girilerek bir adım dans (!) etmeyi seviyorum.
Belki hiçbir zaman bir araya gelmeyecek bir sürü değişik özelliklerdeki insan el ele tutuşup veya kol kala girerek uygun adımlarla sağa doğru dönerekten hareket ediyorlar.
Önce yavaş yavaş başlıyor adımlar. İki tur dönüldüğünde katılımcı sayısı birden iki katına çıkıyor. İyicene sıkışıyor insanlar, daha bir sokuluyorlar birbirlerine. Kimse bir şey konuşmadan hatta birbirinin yüzüne bile bakmadan, hemen başka bir gurup büyük insan zincirinden sıyrılıp ortaya geçiyor ve kendi zincirlerini oluşturup oynamaya başlıyorlar. Sanki gizli bir kural varmış gibi, dış halkadan kimse içeridekine katılmıyor.
Müzik hızlanıyor. İç halkadakiler ki bunlar genellikle 16-30 yaş arası herkesin küçük bir açı ile öne attıkları adımlarını illa bir başka atraksiyon ekleyip daha geniş bir açı ile atan beyler, daha bir hızlanıyorlar. Daha da hızlandığında müzik, artık bu ortadaki beyler uçuyorlar.
Dış halkada ise durum daha keyifli. Önce şişko abla ve ağabeyler pes ediyor. Daha sonra topuklu ayakkabılılar, ardından tesettürlü ablalar ve yavaş yavaş ise yorulanlar ayrılıyor.
Ayrılmakta bir törenle oluyor. Kimse “ayy yoruldum” deyip, bırakıp çıkmaz. Çıkacağı zaman sağındaki ile solundakinin ellerini ortada birleştirir. Yerinin emin ellerde olup olmadığına bakar ve bırakır. Ama bu bahsettiğim tamamen güdüsel olarak 2 saniyede olur.
Düğünler güzeldir.
Telaşı güzeldir.
Gelin olmak güzeldir.
Hele benim organize ettiğim düğünler çok daha güzeldir.
Allah herkese en az bir kere (ki daha çok olmasında mahsur yok) gelinlik giymeyi nasip etsin.
Bilgen,doktordayımbeklemektensıkıldım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)