22 Nisan 2014 Salı

Denizi Kokluyorum Gözlerim Kapalı

Arabamdan indim.
Deniz kokuyor.
Gözlerimi kapattım ve esen rüzgarın getirdiği deniz kokusunu çektim içime dolu dolu.
Kumsaldaydım sanki. Güneş gözlerimi kamaştırıyor. Ayaklarım sıcak kumlarda yavaş yavaş ısınmaya başladı. 32 beden aldığım yeni bikinim nasıl da yakışmış, güneş yağından parlamış bedenime. Şezlonga serdiğim yumuşacık havluya uzandım. Hmmmm rüzgar yeniden deniz kokusunu getirdi burnuma. Güneş bedenimi ısıtıyor. Allah’tan şu ılık rüzgar var da bunalmıyor insan.
Kitabımı çıkardım çantamdan. Bu da nasıl güzel bir kitap, nasıl sürükleyici. Resmen satırlarının arasında kayboluyorum. Ruhum romandaki kahraman oluyor ve bende yaşıyorum orada yaşananları. Hatta kitaptan kafamı kaldırdığımda birkaç saniye burada mıyım, orda mıyım çıkaramıyorum.
Tam kitabımın satırlarına gömülüyorken, denizden çıkan o şeye gözüm takılıyor. Islak kısa saçları güneşin ışıklarını yansıtıyor etrafa. Su damlaları hiç bırakmak istemiyormuşçasına yavaş yavaş süzülüyor denizden tüm ihtişamı ile çıkan bedeninden. Geniş omuzlarının gölgesi artık dizlerine gelmiş dalgalara yansıyor. O nasıl bir karın kası, nasıl düzgün bacaklar. Ah be güzel Allah’ım bazılarını yaratırken nasıl da özenmiş, her detayında nasıl da zaman harcamışsın.
Suları süzüle süzüle kumsalda ilerliyor.
İlerliyor
İlerliyor
İlerliyor
Başımda duruyor.
Islak saçlarını sallayıp ıslatıyor beni. Ben ıslanmaktan irkilmişken, eğilip alnımdan öpüyor.
-          Nerde kaldın tatlım, deniz çok güzel, girsene sende diyor.
Arkadan Elif’in sesi geliyor
-          Anne hadi, girsene içeri, seni bekliyorum.
Gözlerimi açıyorum.
Arabadan çantamı, bilgisayar çantamı, montumu, çocukların çantalarını, market torbalarını alıp ağır adımlarla eve doğru yürüyorum.

Bilgen,hoşgeldinyaz

6 Nisan 2014 Pazar

YAPTIM OLDU


Ben 30 yıldır profesyonel şişmanım.

30 yıldır gitmediğim diyetisyen, içmediğim hap, uygulamadığım diyet kalmadı.

Aklım almıyor ki o masum ve keyif veren Nutella neden kötü olsun? Patates kızartmasının, mayonezin ya da suflenin ne günahı var?

Neden bu göbeğim erimiyor ve kalçalarım gün geçtikçe büyüyor???

Çünkü, zavallı ben sanıyordum ki beni şişmanlatan yediklerim.

Çünkü sanıyordum ki diyet yaparsam zayıflarım.

Çünkü ben sanıyordum sebze az kalorili, tatlı ise dünyadaki en büyük günah.

Artık biliyorum ki, yediklerim değil beni şişmanlatan, ZİHNİM.

Şimdi her gören diyor ki nasıl yaptın, yuh o tatlıyı da mı yiyeceksin, pide de mi serbest??????

Artık bunu zayıflamak isteyenlere de öğretme zamanı. Benim yolculuğum devam ediyor; siz de bu yolda yürümek ister misiniz?

26 – 27 Nisan 2014 de Zayıflama Kursu’muz başlıyor.

Ayrıntılar için;

6 Şubat 2014 Perşembe

Ama Baştan Söylemek Lazım

saat 08:30 cep telefonum çaldı.
- nevsahfidan mı? dedi
biraz uyku sersemi, biraz mahmur ama sabahın köründe bile bir nefes dostuna yardım etmenin verdiği şevkle
-evet, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim? dedim
-ne tür fidanlarınız var? dedi
-anlamadım?
-ne tür fidanlarınız var? biz meyve bakıyoruz.
-biz fidancı değiliz
-nevsahfidan değil mi?
-evet
-meyve fidanı var mı?
-beyefendi nevsahfidan değil, nevşah fidan. burası fideci değil, bir kişisel gelişim merkezi.
-meyve fidesi yok mu?
-yok
-kiraz fidesini kaça veriyorsunuz?
-biz fideci değiliz. fide satmıyoruz. biz kişisel gelişim merkeziyiz.
-kiraz yok yani
-yok
-gelir mi?
-kişisel gelişimin ne olduğunu biliyor musunuz?
-fide yok sizde.
-evet
-başta söylesene bacım, bu kadar konuşturuyorsun beni
hobaaaaaa, hadi hayırlı cumalar

bilgen,themelek

20 Ocak 2014 Pazartesi

Kader Diyemezsin, Sen Kendin Ettin

Eeee Bilgen Hanım, gördün mü sen kaderin oyununu?
Sendin di mi özgürlük diye ölüp biten? Yok şehirdışında okuyacağım, yok yurtdışında yaşayacağım, yok ayrı evde oturacağım, yok hemen evlenmem, yok tatile arkadaşlarımla giderim. Hep bir özgür kız özentiliği.
Şimdi ne oldu?
O sekiz yaşındaki Elif Hanım karşına geçti ve dedi ki,
“biz kızlarla konuştuk, Çarşamba günü okuldan kaçacağız. Kızlarla dünyayı gezmeye karar verdik.”
“akşam eve dönecek misiniz peki Elifcim, ona göre yemek hazırlayayım”
“hayır dönmeyeceğiz tabi ki, otel kiralayacağız”
“çok hoş annecim”
“otel pahalıymış anne, daha sonra ev bulacağız. Gezmekten yorulunca evde kalacağız”
“ee ben seni özleyeceğim tatlım”
“ev tutacağız dedim ya anne oraya gelirsiniz. Hem Nehir’in ve Derinsu’nun annesi de gelir”
“çok hoş evladım da, paranız yok, bunları nasıl yapacaksınız?”
“hepimiz 200 lira vereceğiz, 1000 olacak. Yetmez mi?”
“yeter tabi tatlım, yetmez mi? Ama ben diyorum ki gündüzleri gezin, gece gene herkes evine dönsün, olmaz mı?”
“off anne olmaz öyle”

Bilgen,kulkurarkadergülermiş

16 Ocak 2014 Perşembe

Heyecanla Bekliyorum

Yaş otuzu geçince, her gelen yaşı sevgiyle kabul etmek için hep bir şeyler ekledim başına, sonuna ve bir konsept belirledim kutlamalar için.
Mesela 34 yaşıma bastığımda kocaman, şaşalı bir parti verdim. İnsanların beni aldıkları hediyelerle şımartmalarına izin verdim ve dedim ki “Artık 34 yaşındayım, ben İstanbul’um. Fethim zor, fatihim tek”. Bütün yılda bu keyifle geçirdim, tabi ne fatih geldi ne de fetih oldu.
Sonra yaş oldu 35. Dedim ki “Ben İzmir’im. Hep sıcak, hep neşeli”. İzmir konsepti olarak da kimseden maddi hediye kabul etmedim, dedim ki herkes bir şey düşünecek ve yapacak. Gerçekten çok yaratıcı hediyeler aldım ve sımsıcak dostluklar, bol kahkahalarla tam adı gibi geçti.
Evet doğumgünüm geliyor ve biliyorum kutlamalar için şimdiden sizde de heyecan başladı. Acaba bu sene Bilgen’e nasıl bir konsepte sunacağız tebriklerimizi diyorsunuz.
Yaş 36 oluyor bu sene. Konsepti buldum; “ikinci 18”
36 hangi ile denk geliyorsa da o ilin özellikleriyle de bu yaşa uygun slogan bulacağım kendime, dedim.
Googleda 36 neresi diye baktım.
KARS
Eski kaşarı ve kazı meşhur!!!!!!
Allah’ım beni nasıl bir yıl bekliyor!!!!!!!!!!

Bilgen,themelek

29 Aralık 2013 Pazar

Ver Allah'ım Ver

Yıl bitiyor.
Her sene yeni yıl listesi yaparım.
Bu sene yapmayacağım.
Yok kilo vereceğim, yok 15.000 kitap okuyacağım, yok oraya gideceğim, yok çocuklara daha çok zaman ayıracağım. Bu sene yok arkadaşım.
Bu sene, dimdik duracağım, kollarımı kocaman açacağım ve gelen her şeyi sevgiyle kabul edeceğim. Golü nasıl atarım diye düşünmek yok bu sene. Gelen toplara yerine göre göğsümde yumuşatır, yerine göre ayağımda oyalar yerine göre de abanır vururum. Gol olur, olmaz bilemem, ben olması için vuruşumu yapacağım. Olana sevgim sonsuz ne de olsa.
Ama illa bir şey dile bu yıl diyorsanız, bolluk diliyorum. Her nerede sıkışmışsam orasının bollaşmasını istiyorum. Bolluk bilincinin beni kucaklamasını ve hayatımı süslemesini istiyorum.
O zaman hepimize bol yıllar.

Bilgen,themelek

23 Aralık 2013 Pazartesi

Prenses'in Ekibi

Adnan Menderes Havalimanındayım.
Sırtımda çantam, yanımda tekerlekli bavulum.
İzmir’den dönüyorum, mucize kursundan.
Hiç masa başı bir iş hayal etmedim ben. Hep gezeceğim bir işim olsun istedim. Uçak seferleri, araba seyahatleri, otel konaklamaları istedim. Gittiğim yerde gülümsenerek karşılanmak istedim. Ne iş yapmalı diye düşünürdüm, pop star mı olsam? Ama ses berbat, tiyatro filan dedim, yetenek sıfır. Denetçi filan olmalı dedim ama hiç sınava girecek, uzmanlaşacak sabrım yoktu.
En sonunda tıkılıp kalmıştım bir ofise. Seyahatler filan tamamen gençlik hayali olarak kalmıştı. Eee, herkes her istediğini elde edemez diye, iç geçirip duruyordum.
Sonra nefesle tanıştım.
Ve şuan hayalimi yaşıyorum.
Sürekli seyahat ediyorum. Otelleri seviyorum. Gittiğimde yerde beni sevgiyle karşılayan insanları seviyorum, ekibimi seviyorum.
Ve ekibim…
Ben takım çalışmasına inanmazdım. Bir şeyin güzel yapılmasını istiyorsan kendin yapacaksın, derdim hep ve kimse senin arkanı toplamaz, kimse sana destek olmaz, ben kontrol etmezsem muhakkak bir eksiklik çıkar.
Oysa şuan mükemmel bir ekibin içindeyim.
Pazartesi ve Salı günü Maltepe Belediyesi’nin desteği ile Maltepe halkına 2 günlük nefes çalışması yapacağız. Sevgili Betül, her şeyi halletti. Görüşmeler, matlar, torbalar, formlar, yazı tahtası bile. O gün ekipten kimler gelecek, kaçta orada olacağız, içeceğim suyu bile ayarladı.
Ve  sevgili ortağım, yol arkadaşım Bülent, “şunlar,şunlar istanbula Betüle bırakılmalı” dedim. Sadece “tamam” dedi.
Annem ve babam. İzmir’den İstanbul’a uçmam gerekecek, çalışma var dedim. Çocukları merak etme, dediler sadece.
Ben İstanbul’a indiğimde biliyordum ki çocuklarım şuan sevgi dolu bir evde uykudalar, İzmit’ten eşyalarım Betül’e ulaştırıldı ve  Betül ise zaten mükemmel bir çalışma ile her şeyi hazırlamıştı.
Kendimi şuan bir prenses gibi hissediyorum. Kabarık eteğimi tutup, parmak ucunda narin adımlarla yürüyerek gezeceğim nerdeyse.
Ve sadece şükrediyorum varlıkları için hayatımdaki insanların hepsine.
Bilgen,themelek

Not: Yazıyı dün gece yazdım ve şimdi yayınlayacağım. Süper bir nefes ekibiyle, süper bir ilk gün geçirdik. Işıl ışıl parlayan gözleri ve o hiç bitmeyen enerjileri ile orda olan Betül, Şebnem, Aynur, Birsen, Şule, Özge, Nevra ve Neşe’ye  çoooook teşekkürler.